Devrimci Sosyalist Federasyon kuruluşunu kamuoyuna deklere etti!

Kuruluşunu ilan eden Devrimci Sosyalist Federasyon, örgütlenmeye ve mücadeleyi büyütmeye çağırdı.

İHD İstanbul Şubesinde yapılan basın toplantısında, “Komünal bir yaşam için eyleme ve isyan bilincini kuşanıyor, geleceği kuruyoruz!” pankartı asıldı.  Devrimci Sosyalist Federasyon açıklaması şöyle:

Devrimci Demokrat Komuoyuna
Kapitalist/emperyalist sistem, doğa ve varlıklar üzerinde kurmuş olduğu çoklu sömürü ve tahakküm ilişkilerini daha fazla derinleştirerek sürdürüyor. Bir avuç kapitalist azınlığın dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insan, varlıklar ve doğaya üzerinde kurduğu bu sömürü ilişkilerinin parçalanması ezilenlerin örgütlü mücadelesiyle mümkün olabilir.

Sınıflı toplumsal sistemlerin açığa çıkış sürecinden bugüne kadar egemen sınıflar ile ezilen sınıf ve toplumsal kesimlerin mücadelesi kesintisiz sürüyor. Egemenler kendi çıkarlarına uygun olarak ezilenler üzerinde sömürü ve tahakküm ilişkilerini pekiştirme ve derinleştirme noktasında hamleler yaparken bunun karşısında işçi sınıfı ve ezilen toplumsal kesimler de bu duruma kayıtsız kalmamışlardır. Çeşitli biçimlerde geliştirdikleri örgütlenme biçimleriyle sisteme karşı irili ufaklı eylem ve isyan pratikleriyle karşılık vermeyi dünden bugüne sürdürmüşlerdir. İlişkileriyle, kültürüyle, kurumlarıyla, aygıtlarıyla; organize, örgütlü ve disiplinli bir biçimde karşımızda duran sisteme karşı mücadele etmek ancak örgütlü mücadeleyle mümkündür. Örgütlü mücadele süreci içerisinde nesneleşme ilişkisinin kırılması ve özgürlük ediminin gerçekleştirilmesi oldukça önemlidir. Toplumun ve bireyin kendi etkinlik gücünü açığa çıkarması bu biçimde olanaklı olabilir. Önderlik ve kitle çizgisi bu anlayışa uygun olarak şekillenmelidir. Örgüt, önderlik ve kitle ilişkisi doğru bir temele oturmazsa, insanların kitle olmaktan çıkıp özgür bireyler ve toplum hâline gelmeleri mümkün olmaz. Önderlik ve kitle ilişkisi karşılıklı olarak hem öğrenen hem öğreten ilişkisine dönüştüğü oranda mücadele özgürleştirici bir rol oynar. Önderlik; karşılıklı ilişki, bilinç, politik vizyon ve samimiyet demektir. Önderlik, tahakkümle, zorbalıkla ve tek yanlı ilişkiyle bağdaşmaz. Bireyin ve toplumun özgürleşme mücadelesine böyle yaklaşan anlayışların son anlamda özgürleşmeden ziyade mevcut boyundurluk halkasını kalınlaştırmaya hizmet ettiği tarihsel tecrübelerle açığa çıkmıştır.

Kapitalist sisteme karşı yürütülen mücadelede komünist ve devrimcilerin önemli birikimleri söz konusudur. Komünal yaşam ideali, kapitalist sistemin aşılması ve her türlü sömürü ve tahakküm ilişkisinin son bulacağı toplumsal kurtuluşu ifade eder. Komünizm ideali; keyfi, hayali ya da ütopik olarak tasarlanmış bir proje değildir. Gerçekleşme potansiyeli bizzat toplumsal gerçeklikte mevcuttur. Bilimsel sosyalist metodolojinin kurucuları olan Marx ve Engels yoldaşların geliştirdikleri bilimsel teori-pratik, yaşamda bu durumu defalarca doğrulandı. Hem dünya üzerinde hem de Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında bilimsel sosyalist yöntem ile kapitalist sisteme karşı mücadele seyrinde engin deneyim ve tecrübelere sahibiz. Ermeni komünistleri, Mustafa Suphiler, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan yoldaşların çıkışları, komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın sistemin aşılmasını hiçbir muğlaklığa yer bırakmadan hedeflemesi, komünal bir yaşam uğruna mücadele alanlarında can pahasına mücadele yürüten, devrim uğruna toprağa düşen devrimcilerin mücadelesi, değerli ve anlamlıdır. Sınıfın ve halkın kendiliğinden isyan deneyimleri yine kapitalist sistemin çoklu sömürü mekanizmasına karşı özgürlük ve devrim umudunu bağrında taşıyor. Sınıfın kapitalist sisteme karşı kendiliğinden ayağa kalkarak 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’yle tarihe düştüğü not, özgürlük ve isyan ruhuyla siyasal iktidara karşı sokakları ve meydanları günlerce bırakmayan halkın Gezi/Haziran İsyanı’nın ezilenlerde yarattığı özgürlük imgesi, Avrupa ve Latin Amerika’da Sarı Yelekliler’den, Rebellion Extinction’a, Las Tesis’e, Kolombiya’ya açığa çıkan toplumsal isyanlar ve eylemler sisteme karşı gelişen hoşnutsuzluğun ifadesi oldu. Emek sömürüsü, ayrımcılık ve ötekileştirmeye karşı açığa çıkan toplumsal isyanlar ve eylemler, kapitalist sistemin çoklu sömürü ve tahakküm ilişkisine dayalı işleyiş mekanizmasına çeşitli tonlarda ve tarzlarda halkın itirazının işareti oldu ve olmaya da devam ediyor.

Son yıllarda açığa çıkan bu isyanlar kapitalist-emperyalist sistemin bütününe yönelen örgütlü bir siyasal mücadeleye olan ihtiyacın ne denli yakıcı olduğunu bir kez daha gösterdi. Sisteme karşı mücadelenin başarıya ulaşması için komünal bir yaşamı hedefleyen, disiplinli ve organize örgütün varlığının zorunluluğu tekrardan görüldü.

Özgürlük, zorunluluğun bilince çıkarılma hâlidir. O halde, kapitalist sistemin çoklu sömürü ve tahakküm mekanizmasına karşı örgütlenmek ve mücadele etmek için ihtiyaç duyduğumuz örgütsel organizasyonun doğru bir biçimde oluşturulması hedefiyle devrimci inşa sürecine giriştik. Devrimci Sosyalist Federasyon (DESOF), milyonları sisteme karşı mücadeleye seferber eden, isyan ve eyleme potansiyelini açığa çıkartarak yeni bir birey ve toplum yaratan, sistemin organizasyonları ve demir kıtalarına karşı mücadele yeteneği gösterebilen esnekliğe ve sağlamlığa sahip örgütsel yapının temellerini bugünden atmanın küçük bir adımı ve başlangıcıdır. Bugün, kuruluşunu ilan ettiğimiz DESOF iradesi Devrimci İnşa Kurultayı sürecini henüz tamamlamış değildir. Bu sürecin başarıyla sürdürülüp tamamlanması ve organizasyon yeteneğinin açığa çıkartılıp ilerletilmesi, kolektif örgütsel iradenin ayakları üzerine dikilmesi sürecini hep birlikte gerçekleştirme hedefiyle var gücümüzle örgütsel ve siyasal inşa sürecine katılalım. DESOF olarak Devrimci İnşa Kurultayı sürecinin tartışmalarını halka ve halk güçlerine sürecin başından sonuna kadar açık bir biçimde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Sisteme karşı mücadelede kaybedecek bir “an”ımızın dahi olmadığı bilinciyle, sisteme karşı mücadelede ciğerlerimizi birlikte zorlayalım. Emek sömürüsüne, patriyarkaya, ikili cinsiyet sistemine, sömürgeci boyundurluğa, doğa ve varlıklar üzerine kurulu mülkiyetçi sisteme, faşizme ve göçmen karşıtlığına karşı mücadeleyi yükseltelim.Art-ı değer sömürüsüyle sistemin ve patronların zenginliklerine zenginlik katmalarına, kurumsallaşmış cinsiyetçiliğin kadın iradesine müdahalelerine, ikili cinsiyet sisteminin normatif yapılarının LGBTİ+ları ötekileştirmesine, var oluşları yok saymasına ve nefret siyaseti üretmesiyle yaşamı ve yaşam alanlarını kriminilize etmesine, sömürgeci zulüm sisteminin ezilen ulus ve milliyetler üzerinde boyundurluk halkasını kalınlaştırma istemlerine, doğanın ve hayvanların sistemin kar ve insan merkezli bakışınaaçısıyla sömürü ve tahakküme maruz bırakılmalarına seyirci kalmıyor, bütün bu çelişkileri üreten sisteme biat etmiyoruz. Kapitalist sisteme ve kendisini var ediş biçimlerine karşı örgütlü mücadeleyle karşı koymanın tercih konusu olmaktan ziyade zorunluluklar dünyasının gereği olduğu gerçekliğinden hareketle yeni bir örgütsel inşa sürecine girmiş bulunuyoruz. Bugün kuruluşunu ilan ettiğimiz Devrimci Sosyalist Federasyon bu gerçeklik üzerinden şekillenmiştir. Siyasal hedeflerimizin ve iddiamızın bizlere yüklediği sorumluluğun bilincindeyiz. Dolayısıyla yeni bir örgütsel organizasyona girişmemiz bu örgütsel ihtiyacın hasıl olmasındandır. Mevcut sistemin aşılması ve komünizm idealinin gerçekleştirilmesi ancak büyük siyasal iddia ve organizasyonlarla mümkün olabilir. Bugün devrimci-demokrat komuoyuna kuruluşunu ilan ettiğimiz Devrimci Sosyalist Federasyon, sınıf mücadelesinin kendisine yüklediği misyonun bilincinde olarak mücadelesini sürdürecek ve büyütecektir.