DESOF AVRUPA; SİVAS’IN HESABINI SORMAK FAŞİZMİ YIKMAKTAN GEÇER!

Devrimci Sosyalist Federasyon-Avrupa;

28. YILINDA SİVAS KATLİAMINI UNUTMADIK

SİVAS’IN HESABINI SORMAK FAŞİZMİ YIKMAKTAN GEÇER! 

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta organize edilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılanlara dönük yapılan katliamın üzerinden tam 28 yıl geçti. Üzerinden 28 yıl geçen bu katliamın öncesi, oluş anı ve sonrasına bakıldığında faşist devlet düzeninin bir özetini buluruz. Devlet tarafından planlanan, ülkücü faşist ve İslami gerici çetelerin piyon olarak kullanıldığı, burjuva siyaset ve yargı tarafından normalleştirilen ve sürece yayarak faillerinin cezasızlıkla ödüllendirildiği bu katliam, bir devlet klasiği olarak toplumsal belleğin haritasına kodlanmıştır.

93 konsepti olarak ifade edilen, devletin devrimci güçlere ve toplumsal muhalefet odaklarına dönük yok etme, yıldırma politikalarının bir devamı olan bu katliam bir utanç sembolü olarak tarihteki yerini almıştır. İşkencenin, yargısız infazların, gözaltında kaybetmelerin, köy yakma ve boşaltmaların bütünlüklü bir sistem çerçevesinde yürütüldüğü bu süreç içinde, insanların yakılarak katledilmesi ve canlı yayınlarla topluma izlettirilmesi ile yaratılmak istenen sonucun, devrimci ve toplumsal muhalefetin yok edilmesi olduğu aşikârdır. 1980 darbesi ile ağır bir yenilgi alan ve gerileyen sistem karşıtı muhalefetin, 89’la başlayarak, 90’lı yıllarla birlikte giderek güç biriktirmesi, hâkim sınıfların rahatsızlık kaynağıydı. Gerek Kürt Ulusal Hareketi’nin gerekse sınıfsal mücadele dinamiklerinin gerekse de ezilen inanç-kültür kesimleri içinde yer alan Alevi-Kızılbaşların genişleyen örgütlenme ve mücadele süreçlerinin, devlet nezdinde kanlı operasyonlar ile durdurulmak istenmesi genel bir politika olarak öne çıkmıştı. Madımak, bu politikanın sonucudur. 

Aydın, yazar, sanatçı ve Alevi örgütlenmeleri içinde yer alan insanların, çocuk, genç ve yaşlı 3-4 kuşağın bu aşağılık katliam ile hedef alınması elbette ki ilk değil son da olmadı. Alevi-Kızılbaşların; Yavuz Sultan Selimlerin, Mustafa Kemallerin ve akabinde faşist cumhuriyetin devam edegelen yöneticilerinin hedefinde olması tekçi zihniyetlerinin sonucudur. Coğrafyamız bir katliamlar coğrafyasıdır. Acı, gözyaşı, ölüm, sürgün ve soykırım bir utanç kolyesi olarak hakim sınıflar devletinin boynunda asılı durmaktadır. Ermeni ve Rum mallarına çöken bu gerici düzen, topluma dayattığı Sünni İslam’ı finanse ederken Alevi-Kızılbaşlardan, diğer inanç ve kültürlerden, ateistlerden topladığı vergilerle bunu yaparak tarihsel izleğine uygun davranmaktadır. 

Faşist İslamcı AKP ile faşist Türkçü MHP’nin yönetimi altında, karanlık bir sürecin içinden geçiyoruz. Her türlü katliam ve provokasyon için puslu bir hava vardır. Bu tehlikeyi yumuşatan etmenlerden biri de faşizmin öteden beri en büyük uygulayıcısı olan CHP’nin parlatılarak toplumsal muhalefetin buraya yedeklenmesi hususudur. Tüm devrimci ve komünist güçlerin, tüm toplumsal muhalefet bileşenlerinin düzenin tek bir aparatına yönelerek, esası ıskalamaları telafisi mümkün olmayan hatalara sebebiyet verecektir. Tüm renkleriyle bu düzenin hiçbir türevini kabul etmiyoruz. İnsanca, barış içinde ve tüm farklılıklarımızla bir arada yaşayabileceğimiz toplumsal örgütlenme sosyalist bir inşa ile mümkün olabilir. 

Sivas’ın Işığı Sönmeyecek!

UnutMADIMAKlımda

Sömürülen Sınıflara Ezilen Ulus ve İnançlara Özgürlük!

Devrimci Sosyalist Federasyon-Avrupa